21 Ocak 2011 Cuma

We are FENERBAHÇE

"Olympiakos may be one of the best European teams but we are FENERBAHÇE"
Neven Spahija

4 Ocak 2011 Salı

Euroleague TOP 16

Fenerbahçe Ülker'in Euroleague Top 16 gruplarındaki rakipleri belli oldu:

Olympiakos - Fenerbahçe Ülker - Zalgiris Kaunas - Power Electronics Valencia

Bu da Efes Pilsen'in grubu:

Siena - Real Madrid - Efes - Partizan

Ah Vidmar da olacaktı, bankosuyduk final 4'un.. Hele ki Jasikevicius da gelmişken, Engin Atsür de iyileşmek üzereyken. Pota altı düşündürse de Fenerbahçe'nin yine de bu gruptan çıkabileceğini düşünüyorum. Fikstür de belli olsun, ilk hangi maça gidiyoruz onu bi görelim artık.

11 Kasım 2010 Perşembe

Fenerbahçe Ülker - Montepaschi Siena

Fenerbahçe'nin bu seneki başarılı çıkışı, oluşturulan kadro ve oynanan takım oyununu görünce seneler sonra ilk defa Fenerbahçe'nin basketbol maçına gittim. Aslında biletler de zaten çok uygun, ulaşım da metrobüs yapıldıktan sonra oldukça kolaylaştı, daha önceden niye gitmediğimi de düşünmedim değil. Her neyse..
Geçen hafta geçen senenin Euroleague şampiyonu Barcelona karşısında alınan galibiyetten dolayı 16500 kişilik Sinan Erdem Spor Salonu hınca hınç doldurulmuştu. Bizim bulunduğumuz tribünün karşısında Genç Fenerbahçeliler yerini almıştı. Maçın başından sonuna kadar hiç susmadılar. Zaten pek maçla da alakaları yoktu, zaten oyuncuların kimisinin isimlerini bile bilmediklerini söyleyebiliriz. Maçtan önce bazı oyuncuları tribüne çağırıyorlardı, Ukiç'i çağırdılar, adamın geldiğini bile farketmediler, adam da kendi kendine tribünü alkışlayıp döndü sahaya. Her ne kadar futbol seyircisi olsalar da renk kattılar maça, onlar bağırmasa kimsenin de bağıracağı yoktu zaten.
Maça gelelim. İlk periyodda başa baş bir oyun vardı, iki takım da sert savunma yaptı. Bu periyodda Ukic ile etkili olduk. İlk dakikalardaki çekişmenin ardından kontrolü elimize aldık ve ilk periyodu 19-15 önde tamamladık.
İkinci periyodda ikinci beşle oynadık diyebiliriz. İlk 5'te başlayan oyuncuların tamamı değişmişti. Oldukça fazla basit hata yapmamıza ve serbest atışlardaki başarısızlığımıza rağmen ribauntlardaki büyük üstünlüğümüz, savunmadaki sertliğimiz ve Siena'nın düşük yüzdeli atışlarının da etkisiyle ilk yarıyı 40-34 önde kapattık. Bu periyodda Mirsad ve Oğuz ile etkili olduk.
Üçüncü periyodu 1-2 dakikasını dışarda muhabbet ederken maçın başladığını farketmediğimiz için kaçırdık. Neyse üçüncü periyodda da oyun disiplininden kopmadan takım oyunumuz sürdü, ilk yarıda hücumda tutuk görünen Ömer'in etkili oyunu ile periyodun sonunda farkı 10 sayıya kadar çıkardık.
Son periyodda fark bir ara neredeyse 20 sayıyı buldu. Son saniyeler fark 15 sayı iken Mirsad'ın üçlüğünü engelleyen pota arkası hareketli kamerasının etkili savunmasının ardından :), rakip 2 sayı daha buldu ve Fenerbahçe 13 sayı farkla Siena'yı mağlup etti. İyi ki maç o sırada berabere falan değildi :).
Fenerbahçe'de Kaya Peker haricinde oynayan tüm oyuncular skor üretti. Şu an baktım, Mirsad 13 sayı, iki oyuncu 11 sayı, 3 oyuncu 9 sayı, bir oyuncu 8, bir oyuncu da 7 sayı atmış. Bir iki oyuncunun skorer oyununa bağlı değil takımın tamamının katkısıyla skor üretiliyor. Takım bir periyodu tamamen farklı bir beşle oynayabiliyor. Kenar katkısı üst seviyede. Takımın bu sezon geleceği parlak diyebiliriz.
Bu arada Euroleague'in tek 4'te 4 yapan olduk bu hafta itibariyle. Engin Atsür'ün durumu nedir tam olarak bilemiyorum ancak o da döndüğü takdirde, f4 hedefine bu sezon ulaşabileceğimizi düşünüyorum.

30 Ekim 2010 Cumartesi

Werder Bremen - Nürnberg


İlkay Gündoğan ve Mehmet Ekici'nin ilk 11'de oynadığı Werder Bremen - Nürnberg maçında Nürnberg 1-0 geriye düştüğü maçta İlkay(2) ve Mehmet'in golleriyle maçtan 3-2 galip ayrılmış. Maçı TRT vermedi sanırım, verse izlemeyi düşünüyordum, kötü kaçırdık bu maçı. Neyse, Mehmet'i Hiddink Türk Milli takımı için ikna etmişti, sıradaki İlkay olsun. Bu arada İlkay M.Utd'nin takibindeymiş.

Adaletli Dağılım

Saz çalan bir müzisyen bir gece çaldığı zaman 5000 TL, ney çalan bir müzisyen ise 10000 TL gelir elde etmektedir. İkisi beraber çıktıkları zaman ise 21000 TL gelir elde edebildiklerini farkeden ikili, bundan sonra beraber çalmaya karar verirler. Ücret dağılımı nasıl olmalıdır?
Az önce bir blogda okuduğum bir yazının içerisinde geçiyordu. Yahudilerin yaklaşımı enteresan :).

29 Ekim 2010 Cuma

Futbol Keyfi

Sonunda puan kaybetsek de maçtan keyif alabileceğimiz takım oluşmaya başladı. Fenerbahçe ikinci yarının 10 dakikalık bölümü hariç çok güzel bir maç çıkardı diyebiliriz. Aykut Kocaman'ın sezon öncesinde bahsettiği hızlı futbol, ön alanda hızlı paslaşmalar ve topa koşan, topu beklemeyen oyuncular sahada görülmeye başladı. Alex bile daha hareketli göründü bugün :). Biraz daha sabır çok iyi olacak bu takım.
Niang, Dia, Özer gibi oyuncuların eksikliği teknik heyetin oyuna etki edecek değişiklik hamlelerini kısıtladı. Ortasaha ve forvet hattına 1-2 takviye olursa, kadro yeterli derinliğe ulaşır diye düşünüyorum.
Yobo'ya da değinmeden geçmek olmaz. Aykut Kocaman belki de Fenerbahçe'deki kaderini etkileyecek transferi, transfer sezonunun son günlerinde yaptı. Hızlı, güçlü, ayaklarına hakim diyebileceğimiz, Fenerbahçe'nin tam ihtiyacı olan bir oyuncu. Bilica da her ne kadar hata oranı yüksek bir oyuncu olsa da Lugano'ya nazaran defanstaki pas trafiğinde etkili oluyor. Bu da takımın genel sıkıntısı olan hücum pres yediğinde presi kıramama sorununu bir nebze hallolmasına yardımcı oluyor. Ancak dediğim gibi defansta zaman zaman yaptığı kritik hatalar, ayrıca sinirlerine hakim olamaması Bilica'yı patlamaya hazır bir bomba haline getiriyor. Önümüzdeki sezon Yobo'nun yanına Lugano ya da Bilica yerine biraz daha stabil ve ayaklarına hakim bir oyuncu düşünülebilir. Yobo'nun da kiralık olduğunu unutmamak lazım.
Cristian da bugün fena oynamadı ancak daha sert oyunlarda ortasahada oynadığı bölgeye çok yumuşak kalıyor.
Caner maç içerisinde bazı hatalar yapsa da özellikle hızıyla o bölgede fena değil şimdilik. Defansif görevini yerine getirmek için iyi bir çaba sarfediyor, zaman zaman da hücuma destek vermeye çalışıyor. Yanlız savruk bir oyuncu olması, zaman zaman kolay çalımlar yemesine veya kolay top kaybetmesine neden olabiliyor.
Alex maçın sonlarında oyun hızlandığı dönemde yeterince rahat kaldığı için müthiş paslarını atma fırsatını buldu. Tabi bu pasları değerlendirebilecek Niang ve Dia'nın sakat olması asist sayısının artmasını engelledi. Bu maçta eskiye göre daha hareketli bi Alex gördüm. Önceki maçlarla bu maçta katettiği mesafeyi kıyaslayabilseydik eminim belirgin bir fark görebilirdik.
Emre iyi formunu devam ettiriyor. Belki de futbol hayatının en iyi dönemlerinden birini yaşıyor. Umarım böyle devam eder. Şu anda onun yerini dolduracak oyuncumuz yok. Ben Gökay'dan umutluyum ancak onun da özellikle fiziksel olarak daha çok geliştirmesi lazım kendini.
Ligin ilk yarısındaki kalan maçlarda fazla puan kaybı beklemiyorum. İlk yarıyı en az puan kaybıyla, bol gollü maçlarla tamamlayacağımızı düşünüyorum. Üst sıralara tırmanış bu maçtan itibaren başlayacaktır. Önümüzdeki haftayı sabırsızlıkla bekliyoruz :)

Mehmet Ekici Türkiye'yi Tercih Etti


Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre daha önce Alman U17, U19 ve U21 takımlarında forma giyen Mehmet Ekici'nin A Milli Takım tercihini Türkiye'den yana kullanmış. FM'de çok iyiydi bu adam, ne zamandır izleyeyim diyordum, 17 Kasım'daki Hollanda maçında görmüş olacağız heralde. Hiddink'in bu hamlelerinden daha çok göreceğiz diye düşünüyorum.
Bu arada Fenerbahçe yönetimi Aykut Kocaman'ın isteği üzerine Muhammet Demir ve Eren Albayrak'ı devre arasında transfer etmek için harekete geçmiş. Aykut Kocaman en azından 2-3 sene bu takımın başında kalırsa önemli bir takım iskeleti oluşturacak. Başarısız olsa bile en azından iki sene sabretmek lazım.